TARSİM 2015

 

 

 

Arıcılık 2003 yılına kadar il bazlı gezginci arıcılık esasları ile yönetilmekteydi. 2003 yılından itibaren hazırlanan  Yönetmelik ve paralelinde Birliklerin kuruluş Yönetmeliği ile Kuruluş Tüzüklerinin hazırlanmış olması önemli adımlar olduğunu belirtmekte yarar görüyorum.Yine 2003 yılında kurulan Birlikler adım adım arıcılarımızı bir çatı altında toplayarak sahipsizlikten kurtarıp sektör haline gelmesini sağlamıştır.

Birliklerin çalışmaları ile Arılı kovan sigortasının  TARSİM kapsamına alınması önemli bir merhaledir. TARSİM devlet destekli Tarımsal faaliyet yapanlar için  uygulanan bir sigortacılıktır.2006  yılından beri faaliyet sürdüren TARSİM 2014 yılına kadar Arıcılığı kapsamına almamıştır. Arı Yetiştirici Birliklerinin ve Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliğinin çalışmaları ile 2014 yılından itibaren arıcılık TARSİM kapsamı içine alınmış olup, 2015 yılında tekrar kapsamı genişletilerek arıcılarımızın en çok muzdarip olduğu yabani hayvan parçalaması ile zarar gören arılı kovanlara da sigorta kapsamında tazmin yolunu açmıştır.

Detaylı bilgi için : http://www.tarsim.gov.tr  adresini kullanınız.

TARSİM

14/06/2005 tarihli 5363 sayılı "Tarım Sigortaları Kanunu" uyarınca kurulmuştur. Havuzun görevleri arasında prim tahsilatı, hasar tespiti, tazminat ödemesi, reasürans teminatı bulma ve istatistiksel çalışmalar, reklam ve fon yönetimi yer alır. Bu işlemlerin yapılması için havuza bağlı Tarım Sigortaları Havuz İşletmesi A.Ş. kurulmuştur.

Havuzun Yönetim Kurulu; Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığı'ndan ikişer, Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri BirliğiTürkiye Ziraat Odaları Birliği ve Tarım Sigortaları Havuz İşletmesi A.Ş’den birer olmak üzere toplam yedi üyeden oluşmaktadır.

Sigorta reasürans şirketleri aynı koşullarda arıcılarımıza poliçe oluşturacaklardır.Şu anda TARSİM işbirliği içinde çalışan 24 sigorta şirketi (Sitemizde yayınlanmıştır) arıcılarımız için sigorta işlemleri ile ilgili bütün işlemleri yapmakla yükümlüdürler.

Arıcılar TARSİM kapsamına alınmadan  önce  sigorta şirketi ile anlaştıkları kriterler çerçevesinde  poliçe oluşturmaktaydılar. TARSİM sigortalarında ortak çalışan bütün şirketler % 50 devlet katkılı poliçe oluşturmak zorundadır.

Arıcılık açısından TARSİM Kapsamının dışında T.C.Ziraat Bankası ve Özel Sigorta Şirketleri 2014 yılından önce de arıcılarımıza hizmet vermişlerdir.Bu kurum ve şirketlere Arıcılık açısından sigortacılığın önünü açtıklarından dolayı teşekkürlerimi sunuyorum.

 

 

SİGORTACILIĞIN TARİHÇESİ

Dünyada sigortacılığa benzer ilk uygulamalara günümüzden yaklaşık 4000 yıl önce Babiller’ de rastlanmaktadır. Zamanın ticaret merkezi durumundaki Babil’ de, kervan tüccarlarına borç veren sermayedarlar, kervanların soyulması veya fidye ödeme durumuyla karşılaşmaları halinde tüccarların borçlarını silmekte, buna karşılık borcu tüccarlardan geri aldıkları zaman, taşıdıkları riskin karşılığı olarak ana borç miktarı üzerinden bir miktar para almaktaydılar. Bu olay daha sonra Kral Hammurabi tarafından yasallaştırıldı. Hammurabi Kanunlarının en büyük özelliği haydutların saldırısına uğrayan kervanların zararlarının bütün diğer kervanlar arasında paylaşılmasını öngörmeseydi. Bu, tehlike paylaşmasının kara taşımacılığındaki ilk örneğidir.

M.Ö. 600 yıllarında Hindu’ lar sigorta özelliği taşıyan kredi anlaşmaları yapmaya başladılar. Basit içerikli bu anlaşmalar, toplumlardaki sigorta düşüncesini geliştirerek sigortacılıkta ilk adımları ortaya koyması bakımından önem taşımaktadır. Bu tür kredi anlaşmaları ortaçağda da gelişerek deniz ödüncü ve nakliyat sigortalarının temelini oluşturmuşlardır.

Sonraları sigortaya daha yakın uygulamalar özellikle deniz ticaretinin geliştiği yerlerde görülmektedir. İlk denizci uluslardan Kartacalılar, Romalılar, Yunanlılar arasında, geminin taşıdığı yük üzerine borç verip geminin limana varamaması riskini taşıyan ve gemi salimen limana döndüğünde, hem verdiği borç miktarını , hem de taşıdığı riziko karşılığı faiz niteliğinde önemli pay alanlar bulunmaktaydı. Alınan bu faizlerin yüksekliği Kilise tarafından hoş görülmeyip, bir süre sonra da yasaklandı. Büyük olasılıkla bu yasak, olabilecek tehlikelere karşı önceden bir prim alma biçimine, dolayısıyla da sigorta fikrinin doğmasına yol açtı.

Prim esaslı sigorta yaklaşık M.S. 1250 yıllarında Venedik, Floransa ve Cenova şehirlerinde görüldü. Gene de bugünkü anlamda sigortadan söz edilebilmesi için 14. yy’ ı beklemek gerekti. Ekonomik koşulların değişmesi ile ticaret, 14. yy’ dan başlayarak çok önemli gelişmeler gösterdi. O devirde deniz ticaretinde en ileride bulunan İtalya’ da sigortaya gereksinim duyuldu ve deniz sigortası kavramı da ilk defa burada ortaya çıktı. İlk sigorta poliçesi olarak kabul edilen mukavele 23 Ekim 1347 tarihini taşımaktaydı ve İtalya’ nın Cenova Limanı’ ndan Mayorka’ ya “Santa Clara“ adlı geminin yükünü temin etmek amacıyla düzenlendi. İlk sigorta şirketi de 1424 yılında, yine Cenova şehrinde kuruldu. Sigorta konusunda ilk kanuni mevzuat ise 1435 yılında yayınlanan Barselona Fermanı’ ydı. İtalya’ daki başlangıçtan sonra, deniz sigortalarının özellikle 18. yy’ da İngiltere’ de geliştiği görülmektedir.

Denizde başlayıp gelişen sigortacılık, daha sonraları hayat sigortası fikrinin doğmasına neden oldu. Gemi ve yükünün sigorta edilebilmesi, kaptan, yolcular ve tayfaların da sigorta edilebilmesi fikrini getirdi. 17.yy.’da bir İtalyan bankeri olan Tonti’nin getirdiği “Tontines” denilen sistemde, belirli kişiler biraraya gelerek, belirlenen bir süre için ortaya belirli bir para koymakta, süre sonunda hayatta kalanlar parayı aralarında paylaşmaktaydı. İnsanların çoğu, kendilerinin başkalarından daha çok yaşayacaklarına inandıklarından epey rağbet gören bu sistemde ölenlerin maddi kayba uğradıkları düşünülerek, öngörülen süreden önce ölenler için de, ölüm rizikosu karşılığı prim ödenmesi öngörüldü. Ve hayat sigortalarına bir geçiş de bu şekilde başladı.

 

17.yy.’ın ikinci yarısı sigortacılığın gelişmesine yol açan iki önemli olaya sahne olmuştur. Bunlardan ilki sigortacılıkta istatistik metod ve tekniğinin uygulanmaya başlaması (İhtimal Hesapları), ikincisi ise 2 Eylül 1666 tarihinde Londra’da meydana gelen ve dört gün sürerek 13.000 evle 100 kilisenin kül olmasına yol açan büyük yangındır. Kara sigortalarının doğmasına neden olan bu olay, halk üzerinde büyük etki yaratıp böyle felaketlerin sonuçlarına karşı önlem alınması fikrini doğurdu. Gelişen bu fikirden hareketle 1667 yılında “ Fire Office “ (Yangın Bürosu) kurulmasından sonra 1684 yılında buna rakip bir ortaklık şeklinde ortaya çıkan ilk yangın sigorta şirketi “ Friendly Society “ faaliyete geçti. 1688 yılında İngiltere’de Lloyd’s’ un temellerinin atılmasıyla sigortacılıkta yeni bir dönem başladı. Londra’da bulunan ve Edward Lloyd adında bir kişinin işlettiği kahvehane, gemi sahipleri, iş adamları, ve tüccarların deniz ticaretine ilişkin bilgi alışverişinde bulundukları bir mekan olmuştur. Burada sefere çıkan bir gemi veya geminin yükü üzerine teminat veren kişiler, “Underwriter” sıfatıyla belgeler düzenleyerek faaliyette bulunmaya başlamışlar ve yine bu kişiler Edward Lloyd’un ölümünden sonra, kendi aralarında Lloyd’s adında bir topluluk kurmuşlardır. Lloyd’s 1871 yılında İngiltere Parlamentosunun çıkardığı bir kanunla Birlik haline getirilmiştir. Lloyd’s ilk yıllarında sadece deniz sigortaları sahasında faaliyet gösterirken sonraları kara sigortaları sahasına da geçmiş olup, günümüzde her türlü sigortanın yapılabildiği bir kuruluş haline gelmiştir. Lloyd’s, dünyada başka benzeri olmayan, tamamen kendine mahsus bir sigorta kuruluşudur. Lloyd’s bir sigorta şirketi olmayıp, sigorta teminatı veren şahısların oluşturduğu bir topluluk, bir birlik ve aynı zamanda dünya gemicilik istihbaratı konusunda bir merkezdir. Lloyd’s’ un en belirgin özelliği Lloyd’s üyelerinin bütün varlıklarıyla sorumluluk taşımaları ve hiç bir zaman sigortalı ile doğrudan temas etmemeleri, ilişkinin “Broker” denilen aracı kişi veya firmalarla temin edilmesidir. Broker’lar Lloyd’s ile çalışabilmek için buraya kaydolmakta ve müşterinin gerek sigorta gerekse tazminat alma işlerini takip etmektedirler.

Modern sigortacılığın doğuşuna deniz, kara sigortacılığına yangın, kaza sigortacılığına tren kazaları ile ilişkin bireysel kazalar öncülük ederken, sanayinin gelişmesiyle yaşanan büyük teknik hasarlar, mühendislik sigortalarının gelişimine yol açmıştır.

20. yüzyılın başlarında sigorta şirketleri her türlü sigorta ihtiyacına cevap verebilecek şekilde örgütlenmelerini tamamlamış kuruluşlar olarak etkin hizmet verebilecek düzeye ulaşmışlardır.

 

 

.

 

 




Son Duyurular
» Mustafa Kemalpaşa İlçesi Orman İşlt.Şefini ziyaret
» bal alımı
» Apımondıa Yarışmaları
» Karacabey bölgesindeki arıcılarımızın dikkatine !
» Edirne iline sevk işlemlerinde uygulanacak Tampon bölge yazısı
» Birliklerin Genel Kurul ve Tüzüklerinin Tescil işlemleri
» Bursa Balı 110 Bal arasında 2.olmuştur
» 2016 DESTEK LİSTESİ
» 5.Olağan Genel Kurul İlan ve Gündemi
» kredi erteleme örnek dilekçesi
» Kredi erteleme talebi ile ilgili Merkez birliğinin yazısı
» Çam balı alanlarında konaklama
» Gemi ile geçişlerde Arıcılara öncelik hakkı genelgesi
» arılı kovan başvuruları 2016
» Arılık Transfer ve Konaklama 2016 talimatı
» HAYVAN HASTALIKLARI İLE MÜCADELE VE HAYVAN HAREKETLERİ KONTROLÜ GENELGESİ (2016/02
» kovan fotografları
» Ercan DÜLGEROĞLU'nun programı
» 2015 Yılı Arıcılığımız
» 4.Geleneksel Arıcılık Paneli