|
a) Balın rengi:
Bal, genellikle saydamdan başlayıp koyu kırmızıya kadar, sarı,
kehribar, kahverengi yeşilimsi ve kırmızımsı renklerde olmaktadır.
Ballar renklerine göre; su beyazı, ekstra beyaz, ekstra açık amber, koyu
renk olarak dört gruba ayrılmaktadır. Bala renk veren maddeler
klorofil, karoten, ksantofil ve bileşimi bilinmeyen sarı ve yeşil rengi
meydana getiren bitki pigmentleridir.
1930 yılında Yeni Zelanda ‘da Thomson adlı bir araştırmacı, balın rengi
ile kimyasal bileşimi arasındaki ilişkiyi incelemiş ve koyu renkli
ballarda amino asit ve şeker miktarı ile mineral maddelerden özellikle
demir, bakır, manganez miktarlarının fazla olduğunu ve baldaki mineral
maddeler arttıkça rengin koyulaştığını bildirmiştir.
Von Fellenberg ve Rusrecki , balın rengini su ve lipidlerde çözülebilir
fraksiyonlara ayırmışlar, lipid fraksiyonundaki karotenoidlerin balın
renginden geniş çapta sorumlu olduklarını ve bunların karotenle özdeş
olmadıklarını ortaya koymuşlardır.
|
|
 |
| |
b) Balın Lezzet ve Aroması:
Her balın kendine özgün bir tadı vardır, dikkatle tadılırsa birçok
lezzetler hissedilir. Bin bir çiçekten yapılan bir kovanda bile birkaç
çeşitte bal olabilir.
Nelson narenciye balının kendine özel belirgin lezzetinin methyl anthranilate’dan ileri gelebileceğini vurgulamıştır.
Maeda ve arkadaşları yaptıkları çalışmada balın lezzetinin fruktoz,
glikoz, glukonik asit ve prolin kombinasyonundan ileri geldiğini öne
sürmüşler ve bu bileşiklerin baldaki şekerlerin, organik asitlerin ve
amino asit fraksiyonlarının ana maddeleri olduğunu bildirmişlerdir.
Balın aroması değişik çiçeklerin nektarında bulunan karakteristik
esterlere göre değişebilmektedir. Baldaki aromanın asıl maddeleri
esterler, aldehitler, ketonlar, alkoller ve serbest asitlerdir. Bu
maddeler arasında en geniş yeri alkoller almaktadır. Aroma maddeleri
daha çok hammadde olan nektardan gelirken, nektar hangi bitkilerden
toplanmış ise o bitkinin aromasını bu balda hissetmek mümkündür.
c) Balın Kokusu :
Bal, içindeki polene bağlı olarak özel bir kokuya sahiptir. Bala
diketon gibi bir diasetol doğal kokusunu veren maddenin siyah birada
bulunan maddeler olabileceği ileri sürülmüştür. Balın kokusu ağıza
alınıp yenilirken hissedilir. Çok ısıtılan ballar aroma maddelerinin
büyük bir kısmını kaybederler. Bal, şiddetli kokan bir maddenin yanında
saklanırsa o maddenin yabancı kokusunu da çekebilme özelliğine
sahiptir. Genellikle koyu renkli ballar açık renkli ballardan daha
keskin kokulu ve daha asitlidirler.
d) Balın Viskozitesi:
Viskozite, akıcılığa karşı koyma özelliği olup arıcılıkta bünye
kelimesinin karşılığıdır. Ağır bünyeli bir balın akıcılığı yavaş, yani
viskozitesi yüksek olmaktadır. Viskozitesi yüksek olan kıvamlı balların
süzme esnasında petek gözünden güçlükle çıktığı, boşaltma ve bal
kaplarının temizlenmesinin güç olduğu bildirilmiştir.
Koyu renkli, yavaş akan, sıkı yapılı balların viskozitesi yüksek; açık
renkli, gevşek yapılı balların ise viskozitesi düşüktür. Balın
viskozitesinin 2,652-2,914 arasında olduğu belirtilmiştir.
e) Balın Kıvamı :
Balın kıvamını nektarın alındığı bitki çeşidi etkilemektedir. Balın
duru veya bulanık olması; içindeki hava kabarcıkları, su oranı ve
kolloid maddelerin fazla veya az olmasına bağlıdır. Bala uygulanan
işlemler sırasında hava kabarcıkları fazla olursa bal daha berrak olur.
Sıcak bölgelerde ve hafif kumlu topraklarda yetişen bitkiler koyu
kıvamında bal meydana getirirken, yayla ve dağlık bölge çiçeklerden
yapılan ballar daha akıcı olup lezzet ve aroma bakımından da
üstündürler.
f) Balın Özgül Ağırlığı:
Balın özgül ağırlığı, içerisindeki su miktarı ve sıcaklığa bağlı olup,
20 derecede ölçüldüğü zaman l,41-l,45 gram/santimetreküp arasında
değişmektedir.Balın özgül ağırlığı ortalama olarak l,4225
gram/santimetreküp tür.
g) Balın Kırılma İndisi:
20 derecede refraktometre ile ölçülen bir özelliktir. Balın bu
özelliğinden faydalanarak içerisindeki rutubet miktarı tayin
edilmektedir. Yeteri kadar bal numunesi refraktometrenin prizma
yüzeyleri arasına konur; alet kullanma talimatına göre kapatılır,
gerekli su bağlantıları ile numunenin konulduğu bölgenin sıcaklığı 20
dereceye ayarlanır ve balın optik kırılma indisi okunur.
h) Balın Higroskopik Özelliği:
Bal, higroskopik bir madde olup, bulunduğu ortamdaki havanın nemini
çekme özelliğine sahiptir. Balın havadan nem alması, onun özel
yapısına, şeker oranına ve içerisindeki su miktarına bağlı olarak
değişmektedir.
I) Balın Işığı Döndürmesi (Polarizasyonu) :
Balın polarize ışığı çevirme yönü ve miktarı bal çeşitlerine göre
değişmektedir. Çiçek balları polarize ışığı sola, salgı balları ise
sağa çevirdiğinden bu özellikten faydalanarak balın salgı balı olup
olmadığı anlaşılabilmektedir.
Normal ve olgunlaşmış baldan hazırlanan taze solüsyonlar polarize ışığı
sola çevirirken, sakkarozu fazla yani olgunlaşmamış veya tağşiş
edilmiş ballar ile dekstrince zengin olan bal özü ise polarize ışığı
sağa çevirirler. Sakkarozdan yapılmış suni balın tespitinde balın bu
özelliğinden faydalanılmakta ve bu tespit sakkarometre ile
yapılmaktadır.
i) Balın Kristalizasyonu:
TS. 3036’ya göre kristalizasyon “içindeki dekstrozun tanecikler haline
Gelmesi sonucu balın akıcılığını az veya çok kaybetmesi olayı olarak
tanımlanmakta ve balın bir özelliği olarak belirtilmektedir.
Balların büyük bir kısmı kristallenmeye eğilimlidir. Bu eğilim, balın
içerdiği su, dekstroz ve levüloz şekeri oranlarına ve sıcaklığa bağlı
olarak değişebilmektedir. Kristalizasyon üzerinde balın elde edildiği
bitki kaynakları da etkili olmaktadır. Özellikle “hindiba” gibi bal
çeşitlerinde 68 derecede ’de 1 dakika veya 54 derecede 3 saat süresince
işleme tabi tutulduklarında içerisindeki mayalar tahrip olmakta ve
ekşime önlenmektedir. Isıtma çoğu zaman 60-65 derecede yapılmaktadır.
Isıtma işleminin sonunda bal kısa süre içerisinde soğutulmalıdır.
Kaynak: http://tarim.gov.tr
|